Bir süredir ilk baskısını 1971 yılında yapmış olan İsmail Cem'in "Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi"
adlı kitabını okuyorum. İsmail Cem, kitabında ilk önce "eski denge" toplumlarının nasıl geri kaldığını anlatıyor ve ardından Osmanlı'dan başlayarak Türkiye'nin durumu inceliyor. Ama bunu yaparken de Türkiye'nin örneklediği eski denge toplumlarından farklı olduğunu belirtiyor.
"Türkiye, öteki geri kalmış ülkeler kıyaslanmayacak kadar köklü bir kültüre, tarihe, devlet geleneğine sahiptir; stratejik öneminden folklor çeşitliliğine uzanan ayrıcalıkları, bölgesel bir liderliğin potansiyel gücü, kalkınmanın insan ve kaynak şeklindeki hammaddeleri vardır. Ve bütün özelliklerine, 200 yıllık çabalarına rağmen Türkiye, geri kalmışlığını aşamamış bir ülkedir."Benim bu yazıda anlatmak istediğim kısım ise; eski denge toplumlarının nasıl olup da kendi kendine yeten bir toplumdan çıkıp geri kalmış bir toplum haline dönüştükleridir.
Eski Denge Toplumları
Eski denge toplumları, kendinden üstün teknoloji düzeyindeki ülkelerle sürekli temas halinde olmamış toplumlardır. Bu toplum kendi kendine yetebilecek düzeydedir ve ekonomisi dışa çok kapalıdır. Teknik ilerleme ağır kaydedildiği için insan ihtiyaçları da ağır bir şekilde artmaktadır hatta günlük ihtiyaçlarının karşılanması dışında çok fazla bir hareket alanları yoktur. Toplum günübirlik yaşadığı için, birikim yapılıp yeni alanlara yönelmesi de zordur. Bunun sebebi ise; küçük bir risk ile bile kolayca yıkılabilecek olan ve güçlükle ayakta tutulan yaşantının tehlikelerden sakınılmasıdır.
Eski denge toplumlarında üç ana denge vardır;
- İhtiyaçlarla Kaynaklar Arasında
- Nüfusla Kaynaklar Arasında
- Teknikle Kaynaklar Arasında
İhtiyaçlar ve Kaynaklar
Kıyaslama yapabilecek parametresi olmayan toplumun elindeki ile mutlu olması olağandır, bundan ötürü eski denge toplumları kendilerini geri kalmış olarak görmezler. Eski denge toplumlarında kaynakların el verdiği ihtiyaçları bilmektedirler. Bu durumda, geleneksel ihtiyaçların dışında başka ihtiyaçlar bilinmez. Toplumun ihtiyaçlarının kaynakla orantılı olması, teknik olarak yavaş ilerlemesine sebep olurken, toplumun mutlu ve tatmin olmasını sağlar.
Nüfus ve Kaynaklar
Eski denge toplumlarında kaynakların gelişememesiyle birlikte, nüfus da çok yavaş artmaktadır. Nüfus ve kaynak bir uyum içindedir ve açlık gibi sorunlar enderdir. Sınırlı kaynaklar, doğal koşullar ve hastalıklar, nüfusun kaynakların çapını aşmamasını sağlamaktadır. Nüfusun yavaş artması besin dengesini sağlarken, az insan gücü kaynaklarının yeterince kullanılamamasına sebep olmuştur.
Teknik ve Kaynaklar
Teknik kavramı, hem üretim metotlarını ve aletlerini hem de üretimin toplumdaki organizasyonu için kullanılmaktadır. Bu toplumlarda teknik çok zayıftır. Örgütlenerek üretime yapılan katkı, basit araç ve gereçlerin yaptığı katkıdan çok daha fazladır. Basit tarım aletleri, ihtiyaçları karşılayabilecek kadar üretimi sağlarken, doğal kaynakların tükenmesini de önlemiştir.
Eski Dengeyi Yıkan Darbeler
Esk denge toplumları, kendinden daha ileri bir toplum ile iletişime geçtiği zaman ihtiyaçlar artmış ama buna karşın doğal kaynakların sabit kalmasıyla beraber yıkılmaya yüz tutmuştur. Ayrıca eski denge toplumundaki geleneklerin yıkılması ile beraber, yerine yenileri konamamıştır. Toplum hem ekonomik hem de sosyal anlamda bir çöküş içine girmiştir.
Eski dengenin temel unsurlarını - ihtiyaçlar, nufüs, teknik - yıkan üç ana darbe şunlardır:
- ihtiyaçları değiştiren gözlem etkeni
- nufüs dengesini bozan sağlık etkeni
- teknikle kaynaklar arasındaki dengeyi toplumun yapısıyla beraber yıkan dış zorlamalar
Gözlem Etkeni
İnsanlar sürekli bir sahip olma ve tüketme eğilimindedirler. Eski denge toplumlarda, şartlar kısıtlı olduğu için sadece gerekli olan üretilmekte ve toplum daha fazlasını bilmemektedir. Eski denge toplumları kendilerinden daha ileri düzeyde bir toplumla karşılaştığı zaman ve uzun süreli bir iletişime geçtiği zaman, yeni olan ürünler eski denge toplumundaki insanları cezbetmiş ve bunlara sahip olma isteği başlamıştır. Bu durumda, kapalı bir ekonomiye sahip olan bu denge para ekonomisine doğru geçmeye başlamış ve ihtiyaçlarını karşılamak için sadece kendi temel ihtiyaçlarını karşılayan işleri bırakıp, para kazandıracak yerlerde çalışmaya başlamışlardır. Örneğin, eski denge toplumlarının yıkıldığı 1933 yıllarında Afrika'da erkekler köylerini terk edip dışarıda işçi olarak çalışmaya başlamışlardır.
Sağlık Etkeni
Eski denge toplumuna giren yabancıların - ileri düzey toplumların - en büyük etkileri sağlık durumlarını düzeltmek olmuştur. Hayatlarına birden bire giren yeni sağlık etkenleri ile eski denge toplumlarında nufüs artışı birden bire olmuştur, oysa Avrupa'da sağlık etkenleri aniden değil yavaş yavaş keşfedilerek geliştiği için nufüs buna ayak uydurmuştur. Eski denge toplumlarında nufüs hızlı bir biçimde artarken, kaynaklar sabir kalmış ve bu nufüs-kaynak arasındaki dengeyi bozmuştur.
Zorlama Etkeni
Eski denge toplumları ile karşılaşan yabancılar, o topraklarda ucuz ve bol bol elde edebilecekleri bir ürünü keşfetmeye çalışırlar. Bu ürün keşfedildikten sonra, bütün güç bu üretime kaydırılır ve bundan bol miktarda üretilerek ucuz üretilmesi sağlanır. Bu gelişme sonucunda toplum ekonomisi tek bir ürüne odaklı olmaya başlar. Cezayir'in üzüm, Küba'nın şeker, Brezilya'nın kahve gibi... Zorlama etkeni toplumu kendi ekonomisine uymayan bir ekonomik sistem sisteme itmiştir.
Sonuç itibariyle, geri kalmışlık aslında dengeli toplumların kendiden daha yüksek teknik düzeydeki toplumlarlarla teması sonucu dengelerini kaybetmelerinin bir ifadesidir. Geri kalmışlığın temel nedeni, yabancıların kendi çıkarlarına uygun bir toplum yaratmaya çalışmasıdır ve bunu sağlamlaştırmak için içeride işbirlikçi zümrelerle bu düzenin emniyetini sağlarlar.

2 comments:
Işıklar içinde yatsın, daima tespitlerini isabetli yapan bir büyüğümüz.
Allah rahmet etsin, değerli bir devlet adamıydı kendisi ve tespitleride gayet yerinde.Paylaşımın için teşekkürler Necati.
Alper Yıldızlı
Yorum Gönder