Türkiye'de bir çok küçük/orta boyutlu yazılım ile uğraşan işletme yazılımlarında veritabanı sunucusu kullanıyor. Bu işletmeler küçük olmanın getirdiği dezavantaj ile donanıma harcama yapmadan yaşamaya çalışıyorlar. Durum böyle olunca, veritabanı sunucusunun yük durumum yükseldiği günlerde, bu işletmeyi bir heyecan sarıyor: "Acaba bir sorun çıkar mı?". Bu şekilde telaşlanmalarının en önemli sebebi, bu veritabanın günde bir defa (o da muhtemelen gece 12'den sonradır) alınıyor olması, yani bir sorun ile karşı karşıya kalındığına muhtemelen gün içindeki bütün verileri uçmuş olacak.
Bunun böyle olmasının bir çok sebebi vardır ve bunun temelinde harcamaların kısıtlanması gelir. Örneğin böyle bir şirket bir fuara katılmayı ürününü tanıtmak için mantıklı bulurken, o ürünü çıkaran alt yapıya daha fazla yatırım yapmayı ikinci plana atar. Ya da yazılım geliştiren kişinin hem de sunucu yönetmeye çalışması da buna örnek olarak gösterilebilir, burada da insandan (doğal olarak maaştan) tasarruf edilmeye çalışılır. Bu küçük şirketi hem haklı hem haksız bulabiliriz; haklıdır çünkü parası yoktur, haksızdır çünkü yazılım işi böyle olmaz.
Sizin düşünceleriniz nelerdir?
Temmuz 24, 2009
Küçük İşletmelerde Veritabanı Sunucusu Sorunu
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

5 yorum:
Kesinlikle öyle Necati...
Ufak çaplı bir firmaya girdiğinde Windows ve linux serverlara, networke, web sunucularına, pleske, butun infrastructuredaki backuplara, butun web siteleri sorunlarına ve bunların yanında bütün alt yapının güvenlik sorunlarına tek bir kişi bakmak zorunda bırakılıyor... saçmalık...
Bende yazdığım kitaplardan ilişkili olan iki tanesinde bu konuyu etraflıca gündeme getirmiştim. Bilgi teknolojileri konusunda kimin ne iş yapması gerektiği net olarak ortaya konulamıyor, bunun başlıca nedenlerini-örnekleriyle yazınızda çok güzel özetlemişsiniz..
"Haklıdır çünkü parası yoktur" dediğiniz noktaya katılmıyorum. Bence küçük bir işletmenin bu işe ayıracak parası vardır. Buradaki en önemli sıkıntı, patronun çevresindeki bilgisayardan anlıyorum diye geçinipte onu zoraki malum sistemin ürünlerine yönlendiren zihniyetlerdir. 600tl gibi bir rakama çıkacak sunucu lisans ücretleriyle alır başını gider ve bu malum sistemde bir bakıcıya ihtiyaç duyacağından birde personel ister. Bende küçük bir işletme işletiyorum 2005 de bir postgresql sunucu kurdum celeron işlemcili bir pc monitorsuz olarak ogün bugündür beni idare ediyor. Yedek olayınıda saat başı gmaile yedek atması şeklinde çözdüm. Bu sunucu üstünde birde yazıcı sunucusu çalışıyor. Güvenlik olayına gelince kullandığım mandrake işletim sistemine artık güncelleme çıkmıyor ama çıksa neki ben kucuk bir işletmeyim o bilgisayardaki bilgilerim istediğiniz kişinin eline geçsin neyine yarıyacakki. Benden buyuk bir işletme hakkında konuşuyorsanızki anladığım kadarıyla öyle bu adam param yok bu işlere diyorsa haklı hiçbir yanı yoktur.
Büyük bir Telekomünikasyon şirketinde sistem uzmanı olarak çalışıyorum. Windows sunucular, Cisco cihazlar, routerlar ve omurgalar üzerinde yapmadığımız iş yok neredeyse. Yine büyük bir telekom şirketinin uluslararası bir altyapı işi için merkezlerine gittim. Migferler, önlükler, sağlık ve sabıka raporlarıyla girdik içlerine. İngiltere'den gelme 60 yaşlarında biri de vardı orada, adı bende kalsın. Görseniz, uyuşuk uyuşuk iş yapıyor. Bir sorun çıktı mı tak vodafone ile ingiltere'yi arıyor. Konuştuk, şakalaştık. Bana benim bir cisco mühendisi olup olmadığımı sordu. Bense hayır dedim. Bana, neden bu kadar çok işe bakıyorsun diye sordu. İşim bu dedim. Meğer onlarda ortada bir sorun olsa bile, eğer senin yetki alanının dışındaysa dokunmaya yetkin yok. Bu bizde de biraz böyle ancak bizde alan geniş. Benim günde yarım saatimi alan işimi bu amca, meslek edinmiş, sadece onu yapıyor. Aldığı maaş, maalesef fazla benimkinden.
Biraz da yöneticilere kalıyor sanki bu.
Bu gün KOBİ sınıfına sokacağımız pek çok işletme aslında yönlendirilmeyi bekliyor. Ve de bu yönlendirmeleri de ne yazık ki bilinçli birisi ya da kurum değil de "bu işte para var abi" mantığı ile sektöre giren kişilerce (evet fazlası ile var) yapılıyor.
10 kişilik bir ofis için cisco firewall alındığını gördüm. Aynı şekilde "ileride lazım olur" diyerek 50 kişilik terminal server lisansına sahip bir yer.
Oysa bu sektördeki herkes "ileriye dönük yatırım" ile "ileride lazım olur" yatırımı arasındaki farkı bilir. Hızla gelişen bir sektör içinde "3 yıl sonra lazım olacak" mantığı ile bir cihaz ya da lisans satın alınmaz.
Burada windows - Linux olarak olayı değrlendirmemek gerek. Kullandıkları bir sistem muhakkak vardır. Önemli olan var olan bu sistemi en etkili biçimde kullanılmasını sağlamak.
Misal örnekteki bu kobi profesyöne bir danışmanlık alsa idi RAID üzerine kurulu, saat başı otomatik yedek alan bir veritabanı sunucusuna sahip olabilirlerdi.
Bu şekilde sağlıklı çalışan bir sistemi bir kez kurduktan sonra arkanıza bakmaya bile gerek olmaz. Kaldı ki olmayan bir görev için de olmadık adam barındırmanız gerekmez.
Yorum Gönder